'Canım Yılmaz'a feda olsun'

Sevdiğiniz için sınırlanırınızı ne kadar zorlayabilirsiniz? Peki aşk her türlü zorluğun üstesinden gelebilir mi?

23 Mart 2014 Pazar, 10:24:38Güncelleme: 12:24:02
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
belçim bilgin, ibrahim çelikkol Sonra Oku

RÖPORTAJ / Mehmet ÇALIŞKAN

Karanlığa mahkum iki hayat. Görme engelli 'Hazal' ile karanlık geçmişini unutmak isteyen 'Ali'... Kaderin aşkta birleştirdiği 'Hazal' ile 'Ali'nin hayatlarını aydınlığa kavuşturmak için tek çareleri vardır. 'Hazal' için o çarenin adı 'Ali', 'Ali' için ise 'Hazal'dır. Murat Tokat'ın yapımcısı olduğu 'Sadece Sen'de başrolleri Belçim Bilgin ile İbrahim Çelikkol paylaşıyor. Belçim ve Çelikkol ile Boyut Film'de buluşup filmleri üzerine de konuştuk, aşk üzerine de.

Birbiriniz hakkında ve oyunculuklarınızla ilgili neler söylersiniz?

Belçim Bilgin: 'Hazal' gibi bir rolü canlandırırken İbrahim ile çalıştığım için ne kadar şanslı olduğumu hissettim. İbrahim'in çalışırken oldukça yaratıcı ve rol arkadaşına yardımcı olmaya meyilli bir oyuncu olduğunu söyleyebilirim. Görme engelli bir kadını canlandıran oyuncunun rol arkadaşının performansı çok önemlidir. İbrahim, rolü başarıyla canlandırmamda önemli etkisi olmuştur.

İbrahim Çelikkol: Belçim birlikte çalışmaktan keyif alınacak bir oyuncu olmasının yanı sıra benim için çok iyi bir dost oldu. Birlikte yakaladığımız sinerjiyi izleyiciye yansıttığımızı düşünüyorum. Dilerim öyle olmuştur.

'Sadece Sen'in senaryosunu okuduğunuzda ilk ne hissettiniz? Hangi özellikleri size 'Ben varım' dedirtti.

B.B. : Öncelikle aşkın işlenişi beni etkiledi. Bunun yanı sıra görme engelli 'Hazal'ı canlandırarak kendime meydan okuma fırsatı yakalayacaktım. Sadece bu iki özelliği bile 'Sadece Sen'de rol almama yeterliydi.

İ.Ç. : Senaryoyu okuduktan sonra menajerime 'Bu işin içinde olmak istiyorum dedim. Görme engelli 'Hazal'ın hikâyesinin yanı sıra kendi dünyasında engelleri olan 'Ali'in iç dünyasından, duygusallığından oldukça etkilenmiştim. 'Sadece Sen'in kendimi geliştirmek için iyi bir fırsat olacağını düşündüm. Senaryoyu okurken kafamda filmi çekip bitirmiştim zaten. Benim için böylesine önemli bir film oldu.

'Hazal' ile 'Ali'ye eklemelerde bulundunuz mu?

İ.Ç. : 'Sadece Sen', uyarlandığı Kore filmi 'Always' ile kesinlikle aynı film değil. Filme çok katkıda bulunduğumuzu düşünüyorum. İki filmi de izleyenler katkılarımızı görecektir.

B.B. : 'Always'i bire bir çekilmesi düşünülseydi ben zaten bu işin içinde olmazdım. Sanıyorum İbrahim de olmazdı. 'Always'de de çok başarılı performanslar vardı ama yönetmenimizin bize tanıdığı ölçüde kendi yorumlarımızı kattık.

Zamanı geri getirebilseydiniz nelerin yaşanmamasını, nelerin özellikle yaşanmasını isterdiniz?

B.B.: Sevabıyla günahıyla ne yaşadıysam yaşadım. Sevaplarımla böbürlenecek, günahlarımla hayata küsecek, kendimle kavga edecek değilim. Hatalarımla yaşamıyorum ama hayat hatalarımı da sevmeyi öğretti. Şu anda karşısında duran Belçim Bilgin sevaplarıyla günahlarının toplamından oluşmuş biri. Ben kendimden memnunum, Yılmaz da memnun ki benimle evlendi. Benden memnunlar ki dostlarım, çalışma arkadaşlarım var. Bu nedenle zamanı geri getirmeyi hiç istemezdim. Hiçbirimiz günahsız, hatasız değiliz. Benim için önemli olan kim olursa olsun kimseye zarar vermemek. Birilerine yararım oluyorsa ne âlâ ne âlâ.

İ.Ç. : Geçmişte yaşadığım her an beni şu an olduğum yere getirdi. Halimden memnunum. Bu nedenle geride kalan yaşanmışlıklarla bir derdim yok.

Önce can mı yoksa canan mı?

İ.Ç. : Önce candır.

B.B. : Bence de önce candır. Can yoksa canan zaten olmayacaktır. Elbette insanın hayatını onun için fedâ edebileceği birileri vardır. Ben bu olaya doğal olarak bir eş ve anne olarak yaklaşıyorum. Elbette hayatımı eşim için de çocuğum için de fedâ edebilirim.

'Belçim, kuralları yıktı, sınırları aştı' yorumları nedir?

B.B. : Vallahi sağ olsunlar, bir çok kişi benim kurallarım hakkında söylemlerde bulundu, yorumlar yaptı. İyi de ben ne zaman kurallarım olduğunu söyledim ki? Beyan etmediğim kuralları nasıl yıkayım? Belirlemediğim sınırları nasıl aşayım? Eğer projeye inanıyorsam senaryonun gerektirdiği her rolü canlandırırım. Yeter ki söz konusu sahne filmde yavan kalmasın.

'Hazal'a hazırlanmak için 6 ay zamanınız olsaydı ne fark ederdi?

B.B. : O kadar zamanım olsaydı ortaya çıkacak 'Hazal' ile kısıtlı zamanda hazırlanarak ortaya çıkarttığım 'Hazal' arasında nasıl bir fark olurdu bilemem. Başka bir şey olabilirdi. Bunu bilemeyiz. Ben elimden geleni yaptım. Filmi izledikten sonra 'Keşke şurayı şöyle oynasaymışım, keşke şunu da yapsaydım' dediğim bir sahne olmadı. 'Kelebeğin Rüyası' için Kıvanç ile Mert iki yıllık bir hazırlık süreci yaşadılar. Rollerini sindire sindire, tadını çıkara çıkara canlandırdılar. Bir de Hollywood filmleriyle aramızdaki en büyük fark elbette bütçe.

Size 10 milyon dolar verseler oyunculuğunuz daha mı iyi olur?

B.B. : İşi sadece oyunculara bağlamamak gerekiyor. 'Sadece Sen' için bana 10 milyon dolar vermiş olsalardı 'Hazal'ı daha mı iyi canlandırırdım? Bundan söz etmiyorum. O kadar para almadım diye 'Hazal'a gereken önemi vermemişim gibi algılanır. Ben de diğer oyuncular da aldığımız paraya göre performans göstermiyoruz. Karakter nasıl olması gerekiyorsa onu yapmaya çalışıyoruz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ne var ki bir filmi film yapan özelliklerden biri de tekniktir.

Zaman sorunu nasıl aşılır?

BB. : Çekim öncesi zamanın genişletilmesi gerekiyor. Böylelikle kamera karşısına geçmeden önce canlandıracağımız karakterleri iyice sindirebiliriz. Bu durum sadece biz oyuncular için geçerli değil. Setteki herkes için geçerli.

'ALGILARI DEĞİŞTİRDİK'

'Kelebeğin Rüyası' Oscar'a aday olsaydı Türk sineması adına neler yaşanırdı?

B.B. : Türk sineması adına bir dönüm noktası olurdu. Orada yaptığımız çalışmalarda Türk sineması algısı oluşturduğumuzu söyleyebilirim.

Neden aday olamadık?

B.B. : Aday olan bütün filmler için söyleyemem ama Ortadoğu'da çok güçlü filmler vardı. Ortadoğu filmleri için politik kararlar da alınmış olabilir ama tek neden bu değil. Çünkü Ortadoğu filmlerinin aday olması onları izleyenlere şaşırtıcı gelmezdi.

Biz güçlü değil miydik?

B.B. : Biz de güçlüydük. 'Kelebeğin Rüyası' da güçlü filmler arasında yer aldı. Ne var ki orada sadece filmlerin tanıtımı yapılmıyor. Ülkelerin de tanıtımı yapılıyor. Biz oraya gittiğimizde Türkiye ile ilgili bir çok algıyla karşılaştık. Bazılarını değiştirdik, bazılarını değiştiremedik. Aday olamamız olabiliriz ama bir çok kişinin kafasında Türkiye hakkındaki yanlış algıyı değiştirdik. Bizden sonra gidecekler de Türkiye hakkındaki yanlış fikirleri silebilirse önümüzdeki yıllarda bir Türk filminin aday olabileceğini, ödül alabileceğini düşünüyorum.

Hep söylenir, 'Ermeni ve Yahudi lobisi Oscar yolumuzu tıkıyor' diye. Gerçekten öyle mi?

B.B. : Lobi denilen kavram zaten insanların bir ülke ve insanları hakkındaki fikirlerdir. Ne yazık ki oradaki seçici kurul üyeleri için Türk sineması 'Aaa bu yılki Türk filmini mutlaka gidip izleyelim, kaçırmayalım' konumunda değiliz. Bizim oradaki çalışmalarımız da mümkün olabildiğince fazla seçici kurul üyesine filmimizi izlettirmekti. İzleyen bir çok kişi 'Biz hiç böyle bir Türk filmi izlememiştik' dedi. Bu cümleler daha önce Oscar aday adayı olan filmlere yapılan bir haksızlık. Daha önce de çok güzel filmlerimiz vardı. Ne var ki izlememişler. Bizim önceliğimiz Türk sinemasını kabullendirme çalışması olmalı.

Türkiye'den yeterince destek aldınız mı?

B.B. : Aldık, Orada her tanıtım çalışmasında bir şeyler verme durumundaydık. Hediyeler olayı daha da güzelleştiriyor. Vakko ve Atasay'ın katkılarıyla hediyelerimizi verdik. Önemli olan filmlerimizi oradaki Türkler'e değil yabancılara izlettirmek. Oradaki konsolosluğumuz daha önce böyle bir tanıtım çalışması görmediklerini söyleyerek teşekkür ettiler.

'Sevdiğim için her şeyi yaparım'

Kendinizi bir dönem neden oyunculuk camiasına ait hissetmemiştiniz? Sorun neydi?

İ.Ç. : Kendimi sektöre ait hissetmemem bir sorun yaşadığımdan değildi. Oyunculuğumun ilk zamanlarında yaşadığım bir duyguydu. Düşünün, kafanızda oyunculuk yapmak yok ama kendinizi bir anda kamera karşısında buluyorsunuz. Herkes ve her şey size yabancı. Ne hissedersiniz? Bilmediğim bir alanda olduğum için kendimi sektöre ait hissetmemiştim. Şimdi öyle bir durum yok.

Hollywood'dan gelen teklifi kabul etmediğiniz doğru mu?

İ.Ç. : Evet, iki yıl önce gelen teklifi kendimi henüz hazır hissetmediğim için kabul etmemiştim. Hollywood'da var olabilmek için birçok donanıma sahip olmak gerekiyor. O donanımlara sahip değilseniz oralarda başarılı olmak çok zor hatta mümkün değil.

Nasıl donanımlar?

İ.Ç. : Örneğin at binmeyi, kılıç ve motosiklet kullanmayı kusursuz hale getirmek gerekli. Birçok konuda kusursuz olmak için çabalıyorum.

İbrahim Çelikkol Hollywood'a giderse başarılı olur mu?

B.B. : Elbette olur. Bence dünya standartlarında yeteneğe sahip bir oyuncu. Oyunculuğu hakkında mütevazi davranıyor. İbrahim bence Hollywood'da var olabilme adına yeterince hazır.

Sizce yeni nesil oyuncuların günümüzdeki en büyük sorunları neler?

B.B. : Sanırım en büyük sorunumuz bir role hazırlanmak için yeteri kadar zamanımızın olmaması. Hollywood yapımlarıyla bizim yapımlarımız arasındaki en belirgin fark yeni bir filme hazırlanma süresidir. Orada bir oyuncu  çekimlerden önce bir yıl boyunca rolüne hazırlanma fırsatına sahip olabiliyor. Örneğin Al Pacino 'Kadın Kokusu'ndaki görme engelli karakter için bir yıl kadar çalıştı. Biz 'Sadece Sen'e 3 haftada girdik. Yoksa bizler de güzeliz, yakışıklıyız ve yetenekliyiz.

'Kelebeğin Rüyası'nı Hollywood çekseydi ortaya daha farklı, daha güzel bir film çıkar mıydı?

B.B. : 'Kelebeğin Rüyası' Türk sinemasının en yüksek bütçeli filmi. Ne var ki bize göre yüksek bütçesi Hollywood filmlerinin yanında komik kalıyor. O filmimizi Hollywood çekseydi ortaya farklı bir film çıkmazdı. Tek fark bütün dünyanın izleyeceği bir film olurdu. O yüksek bütçeler sadece filmin çekimi için kullanılıyor. Başka ülkelerdeki gösterimler için de harcanıyor.

Diğer Haberler
Aç / Kapat