Jet bekâr Arda’dan beklenmedik çalım

Bizim jet bekâr Arda’nın hızına yetişmek biraz güç. Çünkü medyaya yakalanmamak için İspanya’dan kiraladığı özel bir jet ile uçmuş İstanbul’a... İzzet Çapa yazdı

17 Nisan 2012 Salı, 09:33:21Güncelleme: 15:46:27
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.
Arda Turan reklam için özel jetle İstanbul'a geldi Sonra Oku

Arda Turan gizlice İstanbul’a gelmiş. “Gelir, sana ne arkadaş” diyorsanız durun biraz, bu geliş öyle her zamanki gelişlerinden değil. Bizim jet bekâr Arda’nın hızına yetişmek biraz güç. Çünkü medyaya yakalanmamak için İspanya’dan kiraladığı özel bir jet ile uçmuş İstanbul’a. Sebebine gelince; asıl ilginç nokta o... Sahaların genç yıldızı şimdi de reklam yıldızı olmaya hazırlanıyormuş. Bizim kulağı delik dedikoducu, Arda’nın ünlü bir giyim firmasının yüzü olacağını söyledi. Tabii ki bahse girmedim çünkü kerata ne söylese doğru çıkıyor. Yeşil sahalarda herkese çim yolduran genç Arda bakalım bu son çalımıyla kim bilir kaç mankenin belini kıracak.

ÇILGIN MOTOSİKLETÇİLER DUBAİ'DE
TAM dünyanın en önemli motokros yarışları üzerine bir yazı döktürmeye hazırlanıyordum ki, bizim Gargamel’in kulağıma fısıldadığı bir haberi alınca bugünkü soframızı biraz daha zenginleştirmeye karar verdim. Ana yemeğimiz Arap mutfağından ama birbirinden leziz de iki Türk meze var bu defa ‘ortaya karışık’ta... Efendim, küçüktüm, ufacıktım. Babam elimden tutmuş kocaman bir silindire götürmüştü beni. Taa en üstüne çıkmıştık, alttan haarrr hurrr diye motor sesleri geliyordu. Bir baktım, dipte bir motosikletin üzerinde siyahlar giyinmiş kasklı bir adam. Sonra silindir dönmeye başladı. Motorlu adam da yere paralel olarak ters yönde silindirin içinde dönmeye başlamaz mı? Taa çıktı tepesine kadar, düştü düşecek. Vallahi korktum mu, şaşırdım mı hatırlamıyorum ama motor sporlarıyla ilgili bugüne kadar ki tek aktivitem bu olmuştu. Haaa tabii bir de mahalledeki hergele bir arkadaşımın kıytırık motoruyla tur atarken, kendimi Fellini’nin ‘Dolce Vita’ filminde, Vespa’sıyla Anita Ekberg’in peşinden koşan paparazzi Marcello Mastroianni olarak hayal etmişliğim de vardır. Dubai’ye indiğim zaman baktım ki herkesin ağzında bir motosiklet muhabbeti. Benim şansım böyledir işte. Vespa’dan başka motor tanımayan bedevi, şimdi onların ülkesinde Red Bull X Fighters serbest motokros gösterilerinin ortasına düşmüş. Önce ilgilenmez gibi göründüm ama baktım ki millet başka bir şey konuşmuyor, hayatımda ilk kez kafamın dikine gitmekten vazgeçip kalabalığa katılmaya karar verdim.

MÜTHİŞ BİR GÖSTERİ
Şaka bir yana adamlar uçmuş; kelimenin tam anlamıyla olay bu... Çöl ile denizin birleştiği yere, Jumeirah Kumsalı’na inanılmaz bir stadyum, içine de insan emeğiyle devasa kumdan kuleler yapmışlar. Müthiş bir ışık ve ses gösterisi var. Çölün kumları bir anda kırmızı oluyor, sonra envai çeşit renge bürünüyor. Fonda ise Jumeirah Beach Residence’ın kuleleri ve 7 yıldızlı olduğu iddia edilen Burj Al Arab Oteli’nin binası göğe yükseliyor. Gerçekten büyüleyici bir atmosfer var burada. Gözümü bu kumdan tepelerin üzerinde uçup duran akrobatlardan alamıyorum.

ÖDÜL 1 MİLYON DOLAR
Ben gelmeden bir gün önce, açılış gösterisinde bunlardan biri gerçekten uçmuş. Avustralyalı Josh Sheehan, dünyanın en yüksek binası olan 160 katlı 828 metrelik Burj Khalifa’nın tepesindeki helikopter pistinde gösteri yaptıktan sonra kendini aşağıya bırakmış, motosikletle havada devam etmiş şovuna. Bu nasıl iş derseniz vallahi ben de anlamadım. Dünyanın en prestijli serbest motokros yarışmasıymış bu. Sporcular kum tepelerinin üzerinde taklalar atıyorlar, havada uçup bin bir çeşit akrobasi gösterisi yapıyorlar... Daha ilk dakikadan “oha” dedim. Ben değil bunları motosiklet üzerinde, evde koltukta denesem 3 ay yerimden kalkamam. Ama bu çılgınlar bir de eğleniyorlar üstelik. Efendim aslında Red Bull X Fighters’a sadece yarışma demek biraz haksızlık olur. 2007 yılında başlayan bu etkinlikler bir yıl boyunca dünyanın çeşitli yerlerinde tekrarlanıyor ve kazanana ödülü veriliyor. Ödülün miktarı da dudak uçuklatıcı cinsten; tam 1 milyon dolar. Geçen yıl tüm dünyada toplam 235 bin kişi izlemiş uçan motosikletlileri ve ödülü kazanan da Dany Torres olmuş. Bu yıl da sadece Dubai’de 15 binden 20 bine çıkarmışlar yarış ve gösterinin yapıldığı stadyumun kapasitesini. Biz dönelim yine Jumeirah Sahili’ne. Dedim ya adamlar kumların üzerine muhteşem bir stadyum kurmuşlar. Müzik derseniz, Reina’ya taş çıkartır. Ama ben yine de emektar İnönü Stadı’nı aramadım desem yalan olur. Ne zaman bir maça veya konsere gitsem köfte ekmekleri tüketirdim. Burada sadece Red Bull satılıyor. Bizim nefis köfte kokularından eser yok.

ARAP KIYAFETLİ YARIŞÇILAR
Gösteriden önce bir anons yapıldı ve sahaya Arap giysileri içinde onlarca erkek çıktı. Tam ‘Ne oluyor’ filan derken bazıları elbiselerini yırtmaya başladılar. Bir baktık ki içlerinden yarışmacı giysileri çıktı. Harbiden yarışacak olan gençlermiş bunlar. Sizin anlayacağınız Amerikalısından Avustralyalısına kadar dört bir millete Arap kıyafetini giydirdi Dubai. Bu yetmezmiş gibi kazananların eline kocaman Arap palaları verip derecelerini onların üzerine yazmışlar. Amerikalılar Araplara yıllarca kendi kültürlerini empoze etmeye çalışmıştı ya... Eh, şimdi onlar da bastırıp parayı alıyorlar intikamlarını. Zaten bu etkinlik, Dubai Veliaht Prensi ve Dubai Spor Konseyi Başkanı H.H. Sheikh Hamdan Bin Mohammed Bin Rashid Al Maktoum’un desteği ile yapılıyormuş.

20 YAŞINDAKİ CAMBAZ
Dubai’de bu yıl yapılan yarışlar 2012 etkinliğinin ilk ayağı idi Bu etabı Yeni Zelandalı Levi Sherwood kazandı. Levi, 12 metre yüksekliğe kadar çıktı motosikletiyle. Üstelik çocuk henüz 20 yaşında. Milyon dolar avcısı çılgın motorcular, ikinci etap için Dubai’den Amerika’ya gidecekler. Oradan da nereye geliyorlar dersiniz? İstanbul’a. 15 Haziran’da Yedikule Zindanları’nda yarışmanın 3. ayağı yapılacak... Ben gider miyim derseniz... Ballandırarak anlattım ama bir süre sonra beni sıktı açıkçası.

30 popçu ve rock’çıdan baba şarkılar
ASLINDA bizim Gargamel ile sohbetin hiç tadı yok, çünkü durmadan dedikodu yumurtluyor. Laf arasında demesin mi “Sevim Emre de yazarlığa başlıyor...” Hemen açtım Orhan Baba’ya telefonu. Vallahi doğruymuş. Sevim Hanım medyakolik adlı internet sitesinde yazarlığa başlamanın heyecanını yaşıyormuş bu aralar. Orhan Baba’yı bulunca yeni albümün ne durumda olduğunu da sordum tabii.. Hani Gencebay şarkılarını ünlü popçu ve rock’çılar okuyorlar ya... Hazırlıklar iyice ilerlemiş ama detaylardan onun bile haberi yokmuş. “Ajda da hâlâ stüdyoya girmemiş. Bir terslik mi var o cenahta” dedim. “Yok” dedi. “Herhalde işleri yoğun. Şarkı seçiminde geç kaldığı için ne söyleyeceğine karar veremiyor” Başarılar diledim Baba’ya kapattım telefonu, “Helal olsun” dedim Gargamel’e ne söylesen çıkıyor. “O zaman dinle” dedi; “Bunlar da duyulmadı. Hande Yener ‘Kaderimin Oyunu’nu, Şebnem Ferah ‘Küçüksün Yavrum’u söyleyecekmiş. Bir de Mustafa Sandal ile Murat Boz’un gizli rekabeti var. Mustafa, ‘Kır Gönlünün Zincirleri’ ile ‘Yarabbim’ arasında ikilemde kalmış. Hangisini okuyayım diye düşünüp dururken Murat da ‘Yarabbim’i kapıvermiş. Durum bundan ibarettir şef...”

Diğer Haberler
Aç / Kapat